Yaşamın Amacı Çıkmazı

Şimdi buraya; “Sizin amacınız ne?” yazıp kaçmak isterdim ancak o iş öyle olmuyor. Bu aralar Albert Camus‘un Yabancı isimli kitabını okuyorum, daha bitirmedim ama bir insanın hapishaneye girdiğinde bile durumu yadırgamayıp, yaptığı eylemden dolayı pişmanlık değil de sıkıntı duyması insanı düşündürüyor. Hapishanenin anlamının “özgürlüğün elinden alınması” olduğunu bile, içeride 5 ay geçirdikten sonra kavrayabilmek gerçekten ilgi çekici bir durum. Yazının gelişme kısmına -ya da bence içeriğin iyice kızıştığı kısma-  gelmeden önce sizlerle bir alıntı paylaşmak istiyorum;

Kendi yaşamınızı inşa etmenin ötesinde, yaşamın başka amacı yoktur…

-John Paul Sartre

Alıntının devamını araştırırken bir siteye denk geldim, ve sitedeki yorumlardan ilki şöyle; Bence, bu sözün amacı bencilliktir. Fikre katılmıyorum çünkü insan kendine faydalı olursa çevreye de faydalı olur… Eh ilk cümleye fazlasıyla katılıyorum, ve bencilliğin yaptığımız hareketlerin tek sebebi olduğunu da savunuyorum. İşin ya da iyiliğin en temeline inersek her şeyin temelinde bencillik yatar.

Ne yazık ki yaşadığımız toplum; gerek kültürel, gerek dinsel, gerek dünya görüşü anlamında kollektivist ya da Türkçe tabiri ile ortaklaşacı bir kültüre sahibiz. Bunu gene size basit bir örnekle anlatmam gerekirse, şöyle düşünün; Siz hiç bir bara ya da kafeye tek başına oturmaya giden bir insan evladı gördünüz mü? Muhakkak şu soruya da aşinasınızdır “Napıyon lan burda tek başına?“. Avrupa ya da Amerika gibi ülkelerde ise individualistic ya da gene  Türkçesi ile bireyselci anlayış vardır. Bunları anlatmamın sebebi, diğer kültürlerle aramızda gene de bir fark olmaması. İki kültürde de belirli yaşam gayeleri vardır.

Ben, ekonomik sistemden öte geleneksel sistemi eleştireceğim yani biraz daha kültürel yaklaşacağım. Size bu geleneksel sistemi özet geçmem gerekirse;

  1. Doğ
  2. Büyü
  3. İlk okula git
  4. Orta okula git
  5. Lise için yarış
  6. Üniversite için yarış
  7. Yüksek lisans için yarış
  8. Askerlik için uğraş (Erkek için)
  9. Ölmeden gel (Gene erkek için)
  10. İş için savaş
  11. Evlen
  12. Masraflar için çalış
  13. Çocuk yap
  14. Daha çok çalış
  15. Çocuğu büyüt
  16. Emekli ol
  17. Rahata er
  18. Öl

Kısaca sistemin dayattıklarından oluşan bir hayatın oluşsun, tabii sisteme isyan etmemek için arada ufak tefek şeyler yapabilirsin kendin için! Yukarıda sıraladığım şeyler içerisinde, size “işte bu benim yaşam amacım!” dedirten bir kelam var mı? Şimdi işi daha da belirli bir boyuta indirirsek, gerçekten Dünyadaki en büyük hediye aşk mıdır? Hadi aşkı genişletelim; sevgili, eş, duygusal ilişki, manita mıdır? Gerçekten her şeyiniz tamam da bir tek bu mu eksik?

Kimsenin hayat ideallerine laf edecek değilim, buna hakkımda yok. Hele ki, daha kendi yaşam amacımı bulamamış bir bireyken. Benim eleştireceğim ya da hakkında konuşacağım şey, sistemin bir şekilde farkında olup gene de kendini tanımadan sisteme güvenmek. Hoş benim nazarımda bir insanın yaşam amacı, aile kurup ölmek kadar basit bir şey olmaz ya neyse.

İstesekte istemesekte bu sistemin içinde kalmak zorundayız, bunu değiştirebilecek gücümüz yok. Dünya’nın bu gününe bakarsak da herhangi bir birleşim gözükmüyor. Kısaca kurallarına göre oynamak zorundayız ama sistemin ya açığı ya da bize bir seçenek olarak bir yolumuz var. Hayatınızı bu evreleri gerçekleştirmeden yaşayamazsınız ama bir kere farkına vardınız mı sanırım biraz da olsa hayatınızı yönlendirme şansınız olsa gerek. Bunun yolu da sanırım kendini tanımaktan geçecek…

Etiketler:
Yorum Yap